Kendi omzuna tırman
Başka nasıl yükselebilirsin ki?
(Nietzsche)
• “Platon: “İnsan iki ayak üzerinde duran tüysüz bir hayvandır” demiş. Diyojen hindiyi bağırta bağırta yolduktan sonra Atina meydanlarında “İşte Platon’un insanı!” diye halka teşhir etmiş.” Evet, insan ne yazık ki tüysüz iki ayaklı bir hayvan haline geldi, vicdanını kaybedeli beri.
• “Sisifos, bir kayayı dağın tepesine çıkarmakla cezalandırılmıştı. Fakat tam çıkardığı sırada taş aşağı yeniden yuvarlanıyor, taşın ardından bakan Sisifos aşağı inip tekrar taşı çıkarmaya çalışıyordu. Ve Sisifos her deneyişinde kayanın aşağı düşeceğini biliyordu ama yinede taşımaya devam ediyordu.” Hayat… Taşımadan edemediğimiz gibi düşürmeden de edemeyiz hayat yükünü.
• Kişinin Rabbini dışarılarda, ötelerde hatta yukarıda araması; Rabbinin oralarda olduğunu tabiî ki göstermez. Sadece Rabbini ne kadar sınırladığını, düşüncesi ile Rabbini bir tanımlamaya tabi tuttuğunu ve bu tanımın kofluğunu gösterir. Zira her tanım bir sınırlama değimlidir?
• Sıkıntılarımızı paylaşarak azaltırız. Mülklerimizi kişisel kılarak çoğaltırız. Biz insanız.
• Başkalarının başlarına gelen bela ve musibetlerden hayatlar ve mutluluklar devşirir diğerleri. Zira başkalarının başına gelen belalar diğerleri paratoner niteliğinde değerlendirir. İnsan diğerlerine gelen belalara karşı üzülse de içten içe, kendi başına gelmedi diye sevinir. İnsan bu bağlamda menfaatçi ve ben merkezlidir. Ve insan ne kötüdür.
• Başkalarının acıları, bizde sadece malumat seviyesinde değer bulur ve bir zaman sonra unutuluş çöplüğüne atılır. Unutmak hayatımızı yaşanılır kılır bu sebeple.
• Hayat geciktirdiğimiz şeyleri biriktirmektir. Hayat biriktirmektir, geciktirdiklerimizi.
• İstediklerimize ulaştığımızda, ulaşamadıklarımızı isteriz. Bu böyle sürüp gider. İsteriz ulaşırız, ulaşamayız ama isteriz. Bu sayede kendimizi unutur yaşar gideriz.
• Bir kadının, erkeğini terk etmesinin sebebi, ondan alabileceği bir şeyin kalmamış olmasıdır.
• Yaşamak, yaşamaktan farklı bir şey olmalı. Yaşamın arkasında, perdenin gerisinde başka başka şeyler olmalı, sanki olmalı.
• Aforizma yazmak, hayata taş atmaktır. Ve bilirsin hayatın canı acımaz.
• En iyi bildiğimiz yanlarımızın, cahili olduğunuzu anlamamız işten bile değildir.
• Tutkularımız esaretimizdir. Kişi hapishanesinin duvarlarını kendi tutkuları ile örer ve bu hapishaneden kaçmaya çalışır. Gülünecek durum.
• Dostluklar içerisinde karşılıklı menfaatin yüzdeliği gayet büyük yer kaplar. Yoksa dostluk, menfaat ilişkisinin, insanlar tarafından yumuşatılmış bir adımıdır?
• Yaşamın belirsizlikleri karşısındaki acizliğimiz, bizi mal ve mülk biriktirmeye iter. Bu sayede güvende hissederiz kendimizi. Kandırırız kendimizi, kandırırız hayatımızı.
• İnsan bilinçtir. Bilinç seviyesi arttıkça insanlığı da geliştiği gibi bu mantığın terside doğrudur.
• İkinci el hayatlar yaşarız, orijinallikten dem vururuz.
• Hayatın anlamı peşinde koştukça ve bunun sonucu bilgin artıkça anlayacaksın ki hiç de bir şey öğrenmemişsin. Bilakis uğraşının her anı bilgisizliğe gidiyor. Bilmediğini bildikçe anlayacaksın bilgisizliğe giden yolu.
• Yol hiçbir yere varmaz son tahlilde. Süreklilik arz eder. İnsan ise konmak, konaklamak, mekân ile vasıflanmak ister. Bir yandan da yola revan olmak. İnsan işte, zıtlıklarını yaşar ve zıtlıklarını tevhid edemez bir türlü. Zira zıtların tevhidi, kişiyi hakikate götürür.
• Her insanın gönlünde, ne kadar günahkâr olursa olsun Rabbinin kendisini bağışlayacağına dair bir umudu vardır. Eğer böyle bir umut var ise bağışlanma da olacaktır diyebiliriz belki de. Zira bu umut içten doğan adeta bir ilham değil midir? Peki, bu ilahi ilham değil de şeytani ilham ise?
Sulhi Ceylan
-


0 yorum:
Yorum Gönder