tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

savaş yakupoğlu / moma / tanıtım

~ ~

Dum Dumi
Söz & Müzik: Anonim
Moma
Söz & Müzik: Savaş Yakupoğlu
Tonyali
Söz & Müzik: Savaş Yakupoğlu
Ormanda
Söz & Müzik: Anonim
Alçak Ceviz
Söz & Müzik: Anonim Derleme: Savaş Yakupoğlu
Himso
Söz & Müzik: İsmail Türüt
Kara Duman
Söz & Müzik: İlknur Yakupoğlu
Avni Aga
Söz: İlknur Yakupoğlu Müzik: Savaş Yakupoğlu
Ben Denizde Bir Gemi
Söz & Müzik: İlknur Yakupoğlu
Yaylıya
Söz & Müzik: Anonim Derleme: Savaş Yakupoğlu
Mahalle
Söz & Müzik: Anonim Derleme: Savaş Yakupoğlu
Öyle Dema
Söz & Müzik: Anonim
Hamsi
Söz: Niyazi Tarakçıoğlu Müzik: İbrahim Can

food inc

~ ~

Can Atilla - Altın Çağ ( tanıtım )

~ ~
CD 1
Önce Günes Tutuldu
1453 - Fetih
Jüstinyen
Yildizlarin Kulesi Galata
Karadan Giden Gemiler
Bir Dilek Tut Simdi
Vivaldi Istanbul'da
Peçenin Ardindaki Gözler
Kizil Kaftan
Fatih Tek Basina
Cem Sultan'in Hapishane Günlügü
Kahramanlarin Hikayesi
Surlarin Önünde
Aksemsettin'in Rüyasi
Son Mektup
Padisah Dansi
Seramonik Mars

CD 2
Prelüd
Leb-i Derya
Aya Irini'de Gölgeler
Galata Kulesi'nin Yapilisi
Sirli Gemiler
Sahi Topu
Gece Dokunuslari
Ayasofya Melekleri
Rumeli Hisarinin Yapilisi
Yagmur
Hürrem Sultan Askina
Mara Despina
Hazarefen Semada

Yasmin Levy- discography

~ ~
Yasmin Levy Kudüs doğumlu.32 yaşındaki sanatçı şehrin Baaka bölgesinde bir Yahudi olarak büyümüş. Babasının ölümünde sadece 2 yaşında olan Levy, annesi tarafından yetiştirilmiş. Çocukluğundan beri Araplarla birlikte büyüdüğünü söylüyor, ‘anneme anne derler’ diyor ‘Arap arkadaşlarım’.

İkiyüzlü davranmamak gerektiğini; 1948 yılında İsrail kurulduğunda Arapların evlerinden uzaklaştırıldığını ve Yahudilerin onların yerlerine yerleştirildiğini, bunun haksız bir durum yarattığını kabul ediyor. Bu bölgede Arap kültürünün kendisini her alanda hissettirdiğini belirtiyor. Yahudi ve Arap toplumunun duygusal açıdan birbirine çok benzediğinin altını çiziyor.

İspanya’da bir aile dostları kendisinin müzik alanındaki yeteneğini fark etmesiyle başlayan müzik yaşamında ilk olarak Flamenko ile tanışmış



Ancak bu aşamadan sonra Yasmin kendisini içinde büyüdüğü kültürünün cazibesine kapılmaktan alıkoyamayarak, Sephardi Yahudileri’nin konuştuğu Ladino dilinde söylenen, dağıldığı toprakların kültürleriyle bir arada olmanın zenginliğini içinde barındıran müzikleri ortaya çıkartmaya, dünyaya tanıtmaya başlamış.

Sephardi Yahudileri, Ladino Dili; kültürel bir yolculuğun peşinde;

İspanya 8.yy’dan itibaren Moors adı verilen, Afrika kökenli Müslümanların yönetimine girer.1492 yılında Granada kalesinin düşmesine kadar Müslümanların egemenliğinde geçen bu dönem Sephardi Yahudileri, Hıristiyan ve Araplar barış içerisinde bir arada yaşamayı başarırlar. Ancak ülkenin Hıristiyanlar tarafından yeniden işgal edildiği 1492 yılından sonra tablo değişecektir. Araplar tasfiye edilir, Yahudilerin önüne ise iki seçenek konur ya Hıristiyan olun ya da bu ülkeyi terk edin.(Ya sev, ya terk et!)

Bunu üzerine Sephardi Yahudileri yeni evleri olacak Afrika, Balkanlar ve büyük çoğunluğunun adres olarak seçeceği Osmanlı İmparatorluğu’nun bünyesindeki Anadolu’ya yerleşir. Osmanlı’nın kendileri için bir sığınak olmasını manidar bulmuş Yasmin.

Babası İzmir’de büyük bir Sephardi topluluğunun içerisinde dünyaya gelmiş. Sinagog’ta duayı ve ayini yöneten, kantor adı verilen mesleğe sahip olan babası yaşamı boyunca kendi kültürüne ait müzikleri biriktirmiş.Yasmin çalışmalarına bu repertuarın kaynaklık ettiğini söylüyor.

Ladino dilinin ve kültürünün ciddi bir erozyona uğradığını, yok olma tehlikesi yaşadığını düşünen Yasmin ,yüzyılların içerisinden gelen bu birikimi yaşatmak için kolları sıvamış.Bu yolda en güçlü mirasın da babasından miras kalan repertuar olduğunu belirtiyor.

Bu bakış açısıyla Yasmin Levy’nin en son çıkarttığı albüm ‘Mono Suave’. Albümde İran, İsrail, Paraguay, Türkiye ve İspanya’dan müzisyenler çalışmış. Parçalarda Ortadoğu’nun, Anadolu’nun, Balkanların, Arap ve Yahudi kültürünün izlerini bulmak mümkün.

Albümde Natasha Atlas ile bir Bedevi şarkısında düet yapmışlar. Amir Shahsar ile birlikte söylediği ‘Odecha’ isimli parçadan çok etkilendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim.

Dünyayı değiştiremeyeceğimin farkındayım diyor. Ancak medyanın sadece şiddetin resimleriyle gündeme getirdiği bu coğrafyadan küçücük de olsa bir mesaj verebiliyorsam bana yeter. Farklı kültürlerin (etnik, milli, dini) bir arada yaşamasının mümkün olduğuna, bunun ışıltısının müziklerde kendisini gayet açık gösterdiğine dair bir mesaj verebilirsem ne mutlu. İspanya’da bundan yüzyıllar önce farklı kültürler barış içerisinde bir arada yaşayabildi. Bunun şimdi de olması, niçin mümkün olmasın?

2006: Live at the Tower of David, Jerusalem
2009: Sentir

porque
yasmin levy
sentir


mi korason
yasmin levy
sentir


locura
yasmin levy
a juderia

Şifre-pass : dunyaezgileri.com

Nara NoÏan

~ ~
Nara NoÏan - Cristal


 Les Ames Immortelles
Cristal
Hekiat
Loussine (Part 1)
Loussine (Part 2)
Chaloun
 Bouir
 Listapad
 Hover
 Avagh
 Par
Le Souffle Du Paradis
Doucha
Jan Iman
Es Guicher

hekiat


avagh

Mohsen Namjoo

~ ~
Mohsen Namjoo Meşhed şehrinde geleneksel yapıdaki bir aile içerisinde büyüdü. Edebiyat ve müziğe olan ilgisi daha çocukluğunda başlamıştı. okuldaki sanat etkinliklerinde aktif olarak rol alıyordu. Daha 12 yaşında iken babasını kaybedince annesi ve abileri onu müzik okuluna göndermeye karar verdiler. Burada Nasrullah Nasehpur tarafından eğitildi. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen profesyonel olarak müzik yapmaya karar verdi ve müzik eğitimine Tahran Üniversitesi'nde devam etmek için Tahran'a taşındı. Giriş sınavını kazanmak için bir enstrüman çalmayı bilmesi gerekiyordu. Malî durumu nedeni ile gücü ancak bir sitar almaya yetmişti.

1994 yılında üniversiteye girdi. Burada ağırlıklı olarak müzik ve tiyatro eğitimi aldı. Üniversitedeki klasik öğretim sisteminden memnun değildi. Klasik, geleneksel İran müziği ile yakından ilgilendikten sonra denemelere başladı ve bu geleneksel müziği modern yöntemlerle birleştirip sentez yaptı. Bu çalışmaları bazı kesimler tarafından kabul görmedi ve çok sık zorluklarla ve engellemelerle karşı karşıya kaldı.

İran müziğini alışılmamış bir şekilde uygulaması ve şarkılarının değişik tarzı nedeni ile, üçüncü yılında üniversiteden atıldı. Üniversiteden atıldıktan sonra Tahran'da üç konser verdi. 2000 yılından bu yana rock müzik ve caz onun için önemli hale geldi. Bu iki müzik türünü geleneksel İran müziği ile birleştirdi. Bu denemeler çok kötü bir teknik ile kayda alındı. Bu kayıtların bir kısmı kopyalandı ve tüm İran'da, bir çok insan tarafından sevilerek dinlendi. 2006 yılında özel konserler vermeye başladı ve aynı yıl Uluslararası Rotterdam Film Festivali'nde "Hotspot Teheran" konulu etkinlikte sahneye çıktı. Çok başarılı olan bu konser sonrası Hollanda radyosunda onunla bir söyleşi yapıldı ve konserden bazı eserler çalındı. İran sınırları dışında Mohsen Namjoo özellikle "Sound of Silence" isimli belgeselle tanındı. Bu belgeselde Amir Hamz ve Mark Lazarz, Namjoo ile birlikte, İran'ın diğer öncü müzisyenleri O-Hum, Hich-Kas ve Emad Bonakdar'ı da göstererek, Tahran'daki underground müziği anlatıyorlardı.




zolf

cielito lindo

Cem Tarım - Lodos albüm tanıtımı

~ ~
Yayla Bulutu
Yakinmalar
Yoruldum
Gel Gidelim
 Trabzondur Yolumuz
 Gurbet'e Mektup
Terazi Tartayirum
Çambasi
 Tamzara'nin Üzümü
Vermedi Seni Baban
Karadeniz Çesitleme

Cem Tarım’ın Karadeniz müziğine yeni bir soluk getiren ilk solo albümü “Lodos” Kalan Müzik tarafından yayınlandı. Karadeniz müziğinin sadece eğlence müziğinden ibaret olmadığını, gurbet, sıla özlemi, aşk, göç, ölüm gibi çeşitli konulara farklı bir pencereden bakılabileceğini göstermeye çalışılan albümde, yöre tavrına uygun çalındığında, Karadeniz bölgesi müziğinde bağlamanın önemli bir yer tuttuğu vurgulanıyor.

Karadeniz ritmik ve ezgisel öğelerinin zenginliğinden yola çıkarak çokseslilikle birlikte farklı renklerin ön plana çıkartılmaya çalışıldığı albümün yapılma amacı, Karadeniz müziğinin yağmalandığının, kültürünün ise erozyona uğratıldığının düşünülmesi.

Kayıtları Trabzon’da, miskleri İstanbul’da yapılan albümde Trabzonlu müzisyenler ve müzik öğretmenleri yer alıyor. Ayrıca konuk sanatçı olarak Nikos Michailidis ile iki parçada düet yapılıyor.

Albümde, genellikle Karadeniz müziğinde kullanılmayan bağlama, diğer yöre çalgılarıyla birlikte kullanılıyor. Bağlamaları Cem Tarım tarafından çalınan albümde, özellikle 2 telli bağlama ilk kez Karadeniz müziğiyle tanıştırılıyor. Albümdeki bağlama çalım biçimi Karadeniz tavrını yansıtacak şekilde icra ediliyor.

Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü’nü bitiren ve Haliç Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda master yapan Tarım’ın aynı zamanda çeşitli araştırma ve derleme çalışmaları bulunmakta.

Eşitlik ve Demokrasi Partisi

~ ~

Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkanı Sayın Ziya Halis, 25 Mayıs 2010, Salı günü (bugün) saat 21.00’da Kanal 24’te yayınlanacak “Söz Kampüsten İçeri” programının konuğu olacaktır. Programda, Genel Başkan Ziya Halis’e, Eşitlik ve Demokrasi Partisi Genel Başkan Yardımcıları Saruhan Oluç, Nejdet Saraç ve Erol Katırcıoğlu ile Parti Meclisi Üyesi Parti Meclisi Üyesi Tülay Ateş eşlik edecek.

Azize - Yeni Binyılın Aşığı ( tanıtım )

~ ~
Türk Pop Müziğinin genç yıldızlarından Azize ilk albümüyle müzikmarketlerde.

Azize, ilk albümü “Yeni Binyılın Aşığı”nda yer alan onüç şarkının tüm sözlerini kendisi yazdı ve farklı müzik dallarından değerli müzik üstadlarının işbirliği ile MDM Stüdyolarında kaydedildi.(Baki Duyarlar, Erkan Oğur, Göksel Baktagir, İlhan Erşahin, Şirin Pancaroğlu, Yinon Muallem, Yahya Dai, Cenk Erdoğan, Mutlu Doğan, Burcu Karadağ, Javier Limon...)
SINIRSIZ hayal gücünü şiirlere ve şarkılara yansıtan Azize, müzik albümü ile yeni bin yılın gençlerine lider duruşu ile sevgiyi anlatmak,,felsefesini paylaşmak için, bir Aşığın yüreğiyle, kalemiyle YENİ BİN YILIN KADIN OZANI halinde samimiyeti,yüreğine esen şarkıları ve masum öyküsü ile sizlerle...
Dopdolu bir müzik albümünü dinleyiciye sunan Azize`nin şarkıları ile, uzun zamandır özlediğimiz ‘GÜZEL MÜZİK’ dinlemenin tadına varacaksınız.

Yapımcılığını Şule Uslutekin`nin (SU +PR ) gerçekleştirdiği albüm, sırasıyla “Dalgalar”, “Elif”, “Gece”, “Gel de Ağlama”, “İnce”, “Geldim”, “Kelam”, “Buldum”, “Tembel Papatya”, “Hece”, “Suyum”, “Yanıyor” ve “Azize Sirto” adlı şarkılardan oluşuyor.


Dalgalar
Elif
Gece
Gelde Aglama
 Ince
 Geldim
Kelam
Buldum (Siir)
Temel Papatya
Hece
Su'yum
Yaniyor
Azize Sirto

Jitemin Kürt Tetikçileri

~ ~
Türkiye Cumhuriyeti, PKK terör örgütüne karşı 1980lerden beri büyük bir mücadele veriyor. Bu mücadelede hukuki ve kurumsal mevzuat açısından farklı uygulamalar devreye sokuldu. 2000li yıllarda bu uygulamaların bazı sonuçları ciddi biçimde tartışılmaya başlandı. JİTEM oluşumu da bunların başında geliyordu.

JİTEM elemanı olarak çalışan itirafçıların ifşaatları bilinmeyen bazı çok önemli gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya başladı. Peki, kimdir bu itirafçılar? Devletle olan bağları nedir? Adları sayısız cinayete, uyuşturucu ticaretine, karanlık provokasyonlara karışmasına rağmen neden
yargılanmıyorlar? Yıllarca PKK içerisinde devlete karşı savaşmış olmalarına rağmen teslim olduklarında neden çok az cezayla kurtuluyorlar? Üstelik devlet memuru statüsünde maaşlı olarak kadro veriliyor çoğuna. Aralarında yaşadıkları halde kayıtlara ölü, hatta şehit olarak geçenler, yüzbaşı kimliği alanlar, yeşil pasaportla uluslararası kaçakçılık faaliyetlerine imza atanlar bile var.

Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü sahibi Melik Duvaklının yazdığı JİTEMin Kürt Tetikçileri bir dönemin karanlıkta kalan bilgilerinin açığa çıkmasında ve yakın tarihi anlamada önemli bir yere sahip.

şapkamı alıp gitmem

~ ~

Aynur - Rewend ( Göçebe ) tanıtım

~ ~

Rewend / Nomad
Xivşe
Xewn / Dream
Koçere / Nomadic Girl
Yaranmaz Aşık / Coarse Lover
Dotmame (Xwezila) / Cousin (If Only)
Improvisation Of Berivane
Delale / My Beauty
Şin ü Şaye (Grief & Happiness)
Gezale
Dawzer / Yellow Dress
Gowende Dawzere / Improvisation Of Dawzere

Genç Şaire Mektuplar

~ ~
"Kendi kendinize sorun: Büyük olmayan yalnızlık, yalnızlık mıdır? Ancak bir tek yalnızlık vardır, o da büyüktür ve katlanılması güçtür. Öyle bir an gelir ki, insan yalnızlığını kolayca elde edilen herhangi bir beraberlikle değişmek ister. Hiç uymadığı halde uyar gibi görünüp yanındaki herhangi biriyle, hatta en düzeysiz biriyle bile birlikte olmayı düşünür. Ama yalnızlığın büyüdüğü anlar, belki bu anlardır. Onların büyümesi, erkek çocukların büyümesi gibi acılar içinde olur; ilkyazın başlangıcı gibi de üzücüdür. Yalnız bu sizi şaşırtmamalı. İçe dönmek ve kendinle baş başa kalmak... İnsan buna alışabilmeli."

(Rainer Maria Rilke/Genç Şaire Mektuplar)

Aynı Göğün Uzak Yıldızları

~ ~
Aynı Göğün Uzak Yıldızları
Nazım Hikmet - Necip Fazıl
Sıddık Akbayır
Asur Yayınları 
Çağdaş Türk Edebiyatı
Efsanenin yalnızlığı' , neden büyük şairlere özgü ortak kader olur ?
Neden , Nâzım Hikmet'in ve Necip Fazıl'ın hayatları , şiilerinin önüne geçer ; neden , serüvenlerinde 'tek' ve 'yalnız' kalırlar ?
Türk Düşünce hayatına yön veren , iki köklü ve farklı akım olan Marksizme ve İslâmi düşünceye bağlanışları bu iki büyük şairimizi bir yanda 'bayrak'laştırırken , öte yanda neden , 'doğru anlaşılamamak' gibi bir kaderde buluşturur ?
İki Özel İsim
Kesişen Yollar
İki Hayat Beş Dönem
Efsanenin Yalnızlığında İki Şair
Çelişkiler
Aynı Göğün Uzak Yıldızları
Birbirlerine Bakışları
Ya Olmasaydılar...
Okur Tipolojileri
Akademik Yaklaşımlar
Şiire Başlamak
Şiir Yazarken
Sahibinin Sesi
Çeviri
Şiirleri Üzerine Bir Kaç Not
Şiir Dışında
İçki Sigara Para
Biri Memed , Biri Mehmed
Aşk ve Kadın
Ve Anne...
Yasak Şiirler , Yasak Fikirler
Mahpushane
Askerlik
İstanbul Hasreti
Gurbet
Karşılaşmalar
Bir Dost ve 'Tam İnanmış' Dört Adam
Görüntüler
Son Günleri
Vasiyetleri ve Mirasları
İki Şiir
Meraklısı İçin Notlar

Beş Şehir

~ ~
Yönetmen:Onur Ünlü
Senaryo:Onur Ünlü

Beş Şehir, bir polis, bir tezgâhtar, bir öğretmen, bir seyyar satıcı ve 11 yaşında bir çocuğun, yaşamla, ölümle ve aşkla iç içe geçen hikâyesini anlatıyor.
Çekimleri İstanbul’un ardından Afyon ve Eskişehir’de mayıs sonuna kadar devam eden ‘Beş Şehir’in yönetmenliğini Polis filmiyle tanınan Onur Ünlü, görüntü yönetmenliğiniyse Meleğin Düşüşü ve Beyaz Melek gibi filmlerin ödüllü görüntü yönetmeni Eyüp Boz üstleniyor.

Türkiye’nin sayılı plastik makyaj sanatçılarından, makyör Derya Ergün ise dünyada nadiren uygulanan bir makyaj tekniğiyle filmin sürprizlerinden birine imza atacak.
“Onur Ünlü, ‘Polis’le tanınan, ‘Güneşin Oğlu’ ve bir parça ‘Çocuk’la da hatırlanan genç kuşak yönetmenlerden. ‘Beş Şehir’ ise onun bu hesapla ‘üçbuçuk’uncu filmi.” Bu cümleyi, Antalya sırasında filme ilişkin izlenim yazısında kullanmıştım. Aradan geçen süre içinde Ünlü, yirmi yıllık yönetmen arkadaşı Taner Elhan’la birlikle ‘Acı Aşk’ (filmin senaristiydi) gibi sinemamız adına gerçekten de hem tuhaf, hem de kayıtsız kalınamayacak bir yapıt ortaya çıkardı. Bütün bu geride kalan izleri takip ettiğimizde Ünlü’nün her bir meseleye sarkastik, ti’ye alan ama içten içe acı da çeken bir tavırla yaklaştığını görüyoruz.
Ölüm ki en çok yakışandır bize
‘Beş Şehir’e göz atarsak; filme ‘Aydın’, ‘Osman’, ‘Şevket ve Kedi’, ‘Tevfik Öğretmen’ ve ‘Dilek’ başlıklarından oluşan, epizodvari bir mantık ve anlatım hâkim. Bu ‘beşli’yi ortak parantezde buluşturan nokta ise hem birbirleriyle bir şekilde bağlanmaları, hem ölümle olan hesaplaşmaları. Bu toplam içinde bence en derin izi bırakan hikâye ve karakter, bir polisi anlatan ‘Aydın’dı. Bu arada ‘Tevfik Öğretmen’ bölümü de, öykünün dramatizasyonu itibarıyla Nuri Bilge’nin ‘Üç Maymun’u tadında. Bu hikâye, sonradan daha geniş hacimli ele anılıp trajik bir yapıta dönüştürülebilir.
‘Beni Vur’la kalpten vuruyor
Filmdeki ölüm temasına ilişkin de Ünlü, “Ölümü hep hatırlamamız lazım. O her an bizimle. Bu yüzden de ölüm fikrinden dolayı daha az kötülük yapmalıyız” yorumunda bulunuyor. Filmde yönetmen kumaşını hissettiren bölüm ise final. Hele ki burada soundtrack’ten yükselen Ahmet Kaya’nın ‘Beni Vur’ parçası var ki, herkesi yüreğinden ‘çok fena’ vuruyor.

ah muhsin ünlü diye bildiğimiz acaip adam.ben çok severim.şiirleriyle bilinsede aslında yönetmen.izlenmeye değer kanımca:

freud diye bir şey yoktur
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-haydi iç de çay koyayım.

ah muhsin ünlü