sağım solum sobe

~ ~
çok kızardım bir vakitler.yıllar önceydi tabi.türkiye'de sağ ve sol düşüncenin amuda kalkmış olduğunu söylerdi küçükömer.o'na göre türkiye'de sağ solun yerini almaktadır sol ise sağın yerini.itiraf edeyim ki o dönemler okuma gereği bile duymamıştım idris küçükömer'i.cem karaca'nın şarkısı geldi dilime şimdi''hayat ne garip''
sosyal kurumların davranış kalıplarını oluştururken elbet kaygılardan korkulardan isteklerden beklentilerden hareket etmesi gerekmektedir.mesela yahudi inanışını düşünün.vadedilmiş topraklar inancı (arz-ı mevud)tarih boyunca oradan oraya sürülmüş,dışlanmış,horlanmış bir toplumun bilinç altı,özlemi olarak pekala okunabilir
osmalı devleti kurulduğundan beri bir şeriat devleti değildi.iki hukuk vardı osmanlı devletinde,örf-i ve şerii.şeriat şu yada bu biçimde halka uygulanırdı,ve fakat devlet ve devlet ahalisi şeriata muhatap değildi.örf-i hukuk denen türk geleneklerinden kaynaklanan devlet hukukuyla yönetilirdi.o nedenle kardeş katline pekala devletin bekası için fetva alabiliyordu.dinen uygun olmamasına rağmen.düşünün ki çocuk gömmeyi yasaklayan bir dine sahipti osmanlı fakat çocukları devlet zaafa düşmesin diye kundakta hemde öldürtmeye dini referans bulabiliyordu.şeyhül islam fetva vermedimi,sorunmu görevden alır onay vereni atarsın olur biter.bu topraklarda devlet her zaman dinden insandan önce gelmişti.safevi savaşı mesela şii sünni savaşı değil yavuz'un türk olan şah ismaille taht savaşıydı.
23'te yeni bir devlet kurulurken,kanaat önderlerinin mesela said-i nursi'nin(kürdii) akif'in sair dini hassasiyeti olanların kurucu kadroların yanında olmasının yardım etmesinin kuruculara bu nedene dayanıyordu belkide.ve bana kalırsa,bu topraklarda yaşayan kitlelerin devleti ele geçirilip uygun bir hayat sürmek için onun gücünü kullanma düşüncesini şimdilik bir yana bırakırsak,türkiye'de ki bu sol sağ siyasal tepetaklaklığın temellerini burada aramak çokta yersiz olmaz.avrupa ulus devletlerinin kuruluşunda halk baskın bir role sahiptir.devlet gücüyle bizzat kavga etmiş tabiri caizse devletin bloke ettiği haklarını ona rağmen onunla çatışarak savaşarak ele geçirmiştir.fakat bu topraklarda böyle olmamıştır.devlet vermiş ve halk almıştır.zaten darbelerin şu sosyal tabana yada bu tabana yapılışına göre meşruluk kazanmasının nedenlerinden biri de budur kanımca.27 mayıs sol tarafından alkışlanmaktadır zira devletin zaten bir meşruluğu vardır yaptığı doğrudur,yada deniz gezmişlerin asılması yada kürt hakları için mücadele edenlere mesela islami kesimin hain gibi bakması,onları azgın teröristler gibi görmesi bu devlete endexlenmiş onu kutsallaştıran algıdan beslenmektedir.kendine verilenle yetinmemektedir bu güruh ve haketmektedir kaba kuvveti.çünkü o ''tanrının yeryüzündeki gölgesidir''.buradan bakıldığında anlam kazanmaktadır merhum muhsin yazıcıoğlunun bir röportajında ''biz devletimiz için savaşıyorduk,12 eylülde aynı işkencelere tabi tutulmayı anlayamadık kırılma yaşadık''sözü.devlet sağ yada sol ayrımı yapmıyordu.sol devleti hep sağa yataklıkla yardımla sağ olmakla suçluyordu ama devletin böyle bir kaygısı yoktu,imam hatip açarken çizgisine sadık dindar yetiştirmeye çalışıyordu,sola saldırırken''bu ülkeye komünizm lazımsa onuda biz getiririz '' sözündeki devlete uymayan komünizme saldırıyordu aslında.
küçükömer'in tezine dönelim biz.peki ne demek sağın sola solun sağa benzemesi.mesela neden chp gibi kendini sol sosyal demokrat olarak niteleyen konumlayan bir parti,sosyalist enternasyonelden atılma ile yüzyüze gelir,ve daha garibi nasıl olurdu kendini muhafazakar demokrat olarak konumlayan akp'nin sosyalist enternasyonele alınması sosyalist perlametoda dillendirebilir.nasıl bir sosyal yapıdır bu.mesela anayasa oylaması çiftçiye bişey vermiyor diyen zihniyet,oylamada devletin gücünün zayıflatılmaya çalışıldığı üzerine muhalefetini inşaa eder.sol tamda devletin zayıflatılıp bireyin,sivilin güçlendrilmesi siyasetini yaptığı noktada ayrılmazmı sağ siyasetten.ve sağ muhafaza etmek siyaseti denebilecek bir zihni dünyaya ait iken,anayasa mahkemesini,hsyk yı değiştirmeyi düşünür.ab için adım atar sair.nerde koruması gereken sağ muhafazakar olgu.garip değilmi sizcede.bir okuyun bu gözle.
kanaatim şudurki,bu ülkenin solu,başından ortasından yada sonundan her neresindeyse sol siyasetin,mevcut resimde akp üzerinden yaptığı muhalefet iyi okunursa ortaya çıkacak durum şöyle okunabilecektir.bu ülkede sol siyaset,sol olmasından önce din karşıtıdır,hadi yumuşatalım laiklik önceliklidir.bu topraklarda bireyler devletin geçmiş baskılarından,unutmuşluğundan (mesela osmanlı,balkanlara yaptığı yatırımı anadoluya yapmamıştır,devşirmelere verdği ayrıcalığı kendi çocuklarından esirgemiştir,ve fakat solun sandığı gibi bu islam kaynaklı değil dir)önce la dini bi alana konumlanmışlardır ve o ladini alanı meşrulaştıran siyasal sosyal yapı olarak sol siyaseti gömüşlerdir.
düşünün bizim solun çelişkilerini bir getirin gözünüzün önüne:
akp abd desteklidir,emperyalizme hizmet etmektedir,fakat aynı akp devletin eksenini iranlaştırmakta,şeriata kaydırmaktadır,batıcıdır,büyük dünya sermayesinin taşeronudur,fakat gelin görün ki imf ye drenmiş ve anlaşmaya yanaşmamıştır,yobaz muhafazar bir sosyal alanda siyaset yapmaktadır,ama değişim taleplerini dillendiren bir dili kullanmaktadır,sağ hep yasaklayıcı,devleti kollayıcı bir alanda siyaset yapar fakat gelin görünki akp birey demektedir.denebilir ki abd ab yada kısa batı,ılımlı islam nedeniyle desteklemektedir onu.bu apayrı bir konu başlığı benimde yapılandan değilse bile yapılanın yapanın çokta uhdesinde olmamasından sıkıntılarım yok değil,lakin bu itiraz bile şunu göstermektedir,ılımlı islam eğer batı istiyor diye akp tarafından uygulanıyorsa,hem ılımlı olup iranvari bir oluşum istedikleri savıyla çelişmektedir,hemde akp nin aslında ne kadar makyevelist oportünist olduğunu göstermektedir ki neresinden bakarsanız akp bu okumada mürteci yobaz olmamaktadır.durum basittir aslında.türkiyede sol siyaset önceliği din dışılığa verdikçe devletin modernleştirme projesinin bam teli olan laikliğe sarılmakta,bireyleşmeyi,sivilleşmeyi,sosyalleşmeyi göz ardı etmektedir.birinci öncelik laiklik adı altında dini olanın hayattan kovulmasıdır.bunun siyaseti siyasal zeminde siyasal söylem olarak yapıldığında pekala uygunsuz değildir,lakin devletin yanında güç devşirerek yapıldığında yapılan siyaset sol siyaset olmaktan çıkmakta ve devletin sivil alanı daraltmasına göz yummak olarak kendini göstermekte ve devlet siyaseti yaparak birey hak ve özgürlüklerini yoketmeyi normal görmektedir.sol özgürlükçü eleştirel,aklını kaybetmekte kemalizm denen halkı bir alanda toplama projesinin bir parçası olmaktadır.benim için hava hoş.ne sağda ne solda ne islami kanatta kendine yer bulmayan biri olarak yeni bir siyaset dili üzerinde sürünüyorum.
''elhamdülillah sosyalistim''
beklerim efem

köksal özyürek

0 yorum: